Atış Poligonu

İçimden Geçenler En "NET" Nasıl Can Bulur

Sana kırgın olmak isterdim zaman zaman

sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını yani üstünde...
ve 'UNUTTUĞUMU ZANNETME' diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana...

yani, beni 'UNUTMA' ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde...

bilirim seversin beni,
'BİLİRİM' sadece, çünkü öyle söylersin.

ama soluyamam, ama dokunamam, ama yaşayamam, bilirim seversin beni...
odandaki lambanın açma anahtarına sıkıştırdığın bir kartpostal gibi...
ben, güze bakan ağaçlar gibi meyvelerimi dökmeye başlamışsam dibime,
ve bende 'senin gibi' sevmeye başlamışsam artık
ve bende sana demeye başlamışsam 'BEN DE UNUTMAM SENİ! '
bir MEVSİM tükenmiş demektir, tarlalar ekilmeden dikilmeden sulanmadan ve gübrelenmeden...
halbu ki KISIR MEVSİMLERE GEBEDİR TÜKETİLMİŞ HER MEVSİM...

yıllar kenarda bekler; geceye doğru giden trenleri gözleyen çocuklar gibi
yollar dürmededir artık kendini..
ve hatıralar süpürülmektedir hafızalardan 'ARTIK' paylaşılmayanlara yer açılsın diye...

bilirim tabii ki unutmadığını...
unutmayışımdan bilirim...

bilirim seversin HâLâ beni, çünkü sevmekteyimdir bende HâLâ..

HâLâ...HâLâ'dır işte aradığımız...

sana kırgın olmak isterdim aslında zaman zaman..

yani üstünde, sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını

ve; 'UNUTTUĞUMU ZANNETME' diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana

 

YANİ;
BENİ UNUTMA İHTİMALİNİN BİLE OLMAYACAĞI MESAFELERDE...

 

Resimi sitesinde bulduğum blogcu arkadaşım Çekirgeye teşekkürlerimle..

Çocuksun Sen...

20/3/2007

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil



kadın yine çığlık çığlığa isyan etti kendine. gecenin karanlığına gömdü sesini. tutup tutup bıraktı hıçkırıklarını. neye yandığını bilmeden yine hüznüne ağladı.

 

bir yandan karanlıktaki noktaları çizgi yaparken gözyaşları, bir yandan da iplik iplik akıttı onları yeryüzüne, asilendiği cisim.

 

varlığının nedenini sorgulamaktan yenik düştü yine kaybedişini kabullenirken. bir kez daha yıkılmıştı umutlar. bir kez daha beklemekten yorulduğu kara soğuk içine çöreklenmişti.

 

ne kadar bilse de isyanının saçmalığını yine de tutmadı kendini. bağırdı bağırabildiği kadar. içinden ne kadar söylese de acısının yenilgiden kaynaklandığını, dile gelen hep "seviyordum" oldu.

 

sevip aldatıldığına yanmadı kadın. vazgeçilmezliğinin sahteliğine ağlıyordu için için. başkalarının hayatındaki saydamlığına ve onlara sadece tül gibi örtülebildiğineydi isyanı.

 

vazgeçilmez olduğuna inandıra inandıra kendini hiçliğinin varlığından doğurmuştu kendini. hayatına giren hiçkimse arkasını dönemezdi artık.

 

dün gece hiçliğinin gerçekliğini gördü kadın. varlığı sessizdi, kabullenişti, donuktu. insanlar pervane olmalıydılar başında. onların hayatlarının hiç önemi yoktu nasılsa...

 

dün gece kendi önemsizliğini gördü kadın.