Atış Poligonu

İçimden Geçenler En "NET" Nasıl Can Bulur

Gelip geçer her sancı.
Ha yürekte ha beden de.
Uykum sanki bir hancı.
Bir katilin emrinde.

Yatağımı bir yabancı ile paylaşıyorum. Hemen ardımda nefesini duyuyorum. Yalnız kalmamak için. Sensiz uyanmamak, sensizliğimi hissetmemek için içimden geçen kaçıncı beden bu bilmiyorum.
Adımın önemi de kalmadı..Artık seni hiç sevmiyorum.
Ne sana ne aşka ne anılarıma zerre kadar saygı duymuyorum.
Küçülerek ve tükenerek yola devam ediyorum.

Gülüşünü duyar giyim… “Şaka yapıyosun…” ve sonra boynunu hafifçe yana devirip gülüyorsun.. Hayal ediyorum…
Adımın önemi de kalmadı..
Elimde kuru kuruya bir kaç anı…
Senden ve seni sevmekten nefret ediyorum…

YUH...

12/10/2007

Eli kalem tutmaz hale gelecek kadar küstürülür mü bi insan?

Küstürülür...

 

Dostlarınız -dost bildikleriniz- benim dostlarım gibi ise, sizi her acılarını bastırmak, her sızılarında yanlarında bulundurmak, aşıklarına mektuplar yazdırmak, kaçamaklarına paravan yapmak için kullanıp, siz 'ne olur beni yalnız bırakma korkuyorum' dediğinizde başlarını öteye çevirmişlerse, ne yazı yazabilirsiniz ne de hayata dair herhangi bir şeye inancınız kalır..

 

Tek hecedir dilinizden dökülen... YUH!!!

............

19/9/2007

Bir gün özlersen eğer beni
Sabah uyanır uyanmaz perdeleri aç
İçine doğan ilk gün ışınla gelirim sana

Bir gün özlersen eğer beni
Yüreğinin yollarına bak, oralarda bir yerdeyimdir
Çıkmaz bir sokağa kurdum yuvamızı seni beklemekteyim

Bir gün özlersen eğer beni
Parkta kaydıraktan kayan çocuklara bak
Onların gözlerinde saklı yaramaz çocuksu hallerim

Bir gün özlersen eğer beni
Ya gel yada çağır beni
İki elim kanda olsa koşa koşa gelirim
Yüreğimi verdimde çoktan
Ben sana yaşama hakkımı da veririm

Jane Austen’ın hayatından bir kesiti anlatan ''Aşkın Kitabı / Becoming Jane''i izledim geçen hafta.
Austen hayranıysanız izleyin.
Ya da sırf eski aşkların nasıl yaşandığını görmek için...
Kibar, duygusal, muhafazakâr, tutkulu, hepsinden ötesi de sabırlı aşklar bunlar.
Aylarca flört ediyorlar; kırlarda yürüyüşe çıkıyorlar, dans ediyorlar... Birbirlerine dokunmanın bahanesi herhalde... En güzel sohbetleri de bu sırada ediyorlar.
Birbirlerinin hayalini kuruyorlar.
Sevişmiyorlar; en fazla öpüşüyorlar.
Kavuşamıyorlar.
İkinci baharlarında karşılaşıyorlar ve aslında hâlâ birbirlerini seviyorlar.
Austen’ın hayatta yaşayıp yaşayacağı en büyük aşk oluyor bu. Gençlik yıllarında Lefroy’la ilk öpüştüğünde soruyor: ''Becerebildim mi? Bunu bir kez olsun becerebilmeyi çok istiyordum.''
Zaten arkası da pek gelmiyor.
Ve ayrılığın ardından hayatı süresince Austen İngiliz edebiyatına altı büyük aşk romanı kazandırıyor. Tarihin önemli aşk yazarları arasında yerini alıyor.
Aşkın kırıntısını tecrübe ederek hem de.
İnsan merak ediyor... Acaba tecrübe edemeyince hayal gücü daha mı kuvvetli oluyor?


Belki şimdi ne olmuyorsa çok yaşamaktan olmuyor. Her şey kolumuzun uzantısında.
İlişki arsızı oldu insan.
Tek günlük, iki gecelik, hadi bilemedin birkaç haftalık ilişkiler...
Adamlar seviştikleri kadınların listesini tutuyor. Liste uzadıkça kendilerine olan güvenleri katlanıyor, narsizm, egoizm alıp başını gidiyor.
Kadınlar tek gecelik ilişkileriyle, bağlanmamalarıyla gurur duyuyor, bunu bir nevi feminist hareket gibi görüyor. İçlerindeki erkeği uyandırdıklarını sanıyorlar.
Modern insan aşkı bir engel gibi görüyor.
Oysa yaşayanlar bilir... Aşıksan geriye kalan her şey anlamsızdır. İş, güç, para, sorunlar...
Hayata aşk gibi bağlamaz hiçbir şey seni. Bulmuşsundur işte hayatının anlamını.
''Niye varız?'', ''Yarın niye olmayacağız?'' soruları umurunda değildir artık.
Aşıksındır ve ondan ötesi yoktur. Gel gör ki böyle aşklara yer yok artık.
Hayat son sürat.
Parmaklarımız arasından kayıp gidiyor, ucundan yakalarsak şanslıyız.
Gel de Austen’a özenme!


Belki yakında aşkın da organiği çıkar. İnsan her şeyi mahvetti, şimdi iş işten geçtiğinde tamir etmeye çalışıyor.
Arsızlığıyla her mevsim hormon pompalı karpuz, domates yedi. Şimdi hormonsuz gıda peşinde. Anladı ki doğalı gibi lezzetlisi olmuyor.
Havayı gazları pompalayarak tersine çevirdi, şimdi soğutma peşinde.
Ne içindi bu yıkımlar?
Daha zengin olmak...
Ben ne yapayım böyle zenginliği? Herkes bunun farkında, bilincinde ama kimse değiştiremiyor.
Fakirler hâlâ ''hayalleriyle'' şehirlere akın ederken, zenginler ''tükettikleri hayalleriyle'' köylere taşınıyor. Aşkı yaşayamayan, âşık olacak birini bulamayanlar küçük, gündelik flörtlerle en azından aşkın kokusunu almaya çalışıyorlar.
Ve en acısı da, aşkı tatmadan şu dünyadan gelip geçen insanların sayısı artıyor.
''Niye yaşadın ki?'' diye sormazlar mı adama...

Elim Sende...

16/9/2007

Bir oyun oynayalım seninle.

Adı ; “elim sende.”

 

Önce haylaz bak bana , bende senin derin gözlerine..Sonra geceyi yırt gel bana.Sensizlikle açılmış yarama , tuz ol.Biraz acısın canım..

Bir yıldız kaysın sonra, dileklerimi ucu ucuna eklediğim yıldız.

Ve gözlerin gülsün , ay karanlıkta doğsun..

 

Oyuna başlamadan, biraz uyuyalım seninle, koyun koyuna.

İçime çekeyim seni, nefesin benimle olsun.

Ben sana düşeyim,

Ben sana üşüyeyim.

 

Bir ılık yel alsa götürse bizi sonra.

Bana esse rüzgâr, saçlarımı savursa.

Sen mızmızlansan , “hadi oynayalım” diye.

Gülsem sana. Avaz avaz sussam.

Düşlesem…

Üşüsem…

Unutsam…

Sevsem…

 

Çekip gitsem…

 

Ben gitsem , yok olsam , adımı kumsala çizsem , ardımdan taze bahalar gelir mi ?

Aşk ilk gün ki gibi, senin sözlerinle erir mi?

Uzansam..

Dokun(ama)sam…

Ellerimin arasından gitse yalnızlık,

Küçülsem; içinde gezsem.

Bil(me)sen…

 

Bakma öyle hırçın gözlerime.Seni sineye sarmak , ne zor bilsen..

Tamam utanma , dudaklarıma bir öpücük kadar yakın olma..

İçim titriyor sonra…

Oyunu anlatsam, sana susarım.

Beni zorda koyup durma..

 

Geceyi bekledim oyun için.

Ben hep sensizlikte, geceyi düşlerim.

Yıldızları kirpiklerinden alır , bir bir işlerim..

Şimdi sana yazılan aşkları bir kenara koyup,

Sözlerimi önüme dizeyim..

 

Sana susmak ne zormuş..Tamam söylüyorum..

 

Oyunun adı ; “elim sende”.

 

Şimdi sıra nasıl oynandığını söylemekte;

Benim ellerim yüreğimde,

Senin ellerin bende..

 

Oynayalım mı?

 

Hamiş : Şu anda dinlemekte olduğunuz sesli şiirin sözleridir yukarıda okuduğunuz.. Canım Arkadaşım Aslı'mın yazdığı bir yazıyı seslendirmek belkide bugüne kadar yaptığım en iyi işti..Sizinle paylaşmadan duramadım.. SEVGİYLE...